I’m stIll me

Bazı dönemler insan kendini kaybettiğini sanıyor.

Çünkü aynı evde uyanmıyor.

Aynı insanlarla konuşmuyor.

Aynı hayallere tutunmuyor.

Hatta bazen aynaya baktığında bile yüzündeki ifade değişmiş oluyor.

Ama sonra bir fotoğrafın içinden kendine denk geliyorsun.

Bir gülüşte.

Rüzgârda uçan saçında.

Bir köpeği severken eğilen bedeninde.

Çocuğuna bakarken yumuşayan gözlerinde.

Ve anlıyorsun:

Aslında tamamen değişmemişsin.

Sadece bazı ağırlıkları taşımayı bırakmışsın.

Geçen seneki fotoğrafla dün çekilmiş olanın yan yana durabilmesi biraz bundan belki.

Çünkü hayat farklı olsa da, öz aynı yerden bakıyor.

Hâlâ gülebiliyorsun.

Hâlâ rüzgârı seviyorsun.

Hâlâ yürürken bir şeylere dalıp gidiyorsun.

Hâlâ aynı renklere, aynı hafifliğe dönüyorsun.

İnsan bazen gücü yanlış anlıyor.

Güç; hiç kırılmamak değilmiş.

Dağılınca bile kendine yabancılaşmamakmış.

Bazı günler çok güçlü hissediyorum.

Bazı günler sadece hafif.

Galiba en güzeli de bu.

İkisi aynı bedende yaşayabiliyor artık.

Ve tüm o fotoğrafların arasında en çok bunu seviyorum:

Hayat değişmiş olabilir.

Ben hâlâ benim.

Sonraki
Sonraki

perde açık